Yaşam şartları ağırlaştıkça kişilerin davranışları da , birbirlerine bakış açıları da değişime uğruyor . Tahammülsüzlük hoşgörünün yerini alıyor.
Trafikte sürücüler birbirine saygısız ,
Sürücüler yayalara saygısız ,
Yayalar sürücülere tahammülsüz ,
Yağışlı havalarda yaya geçidinde bekleyen yaşlı , çocuk , erkek , bayana karşı sürücüler sabırsız . (Yayaların geçiş üstünlüğü olduğunun bilinmemesinden)
Yayalara yol veren aracın arkasındaki araçların sabırsızca korna çalmaları,
Sabahın erken saatlerinde aracındaki kaset veya cd ‘ nin son sesinde müziğin dışarı verilmesi , (Kişi kendi beğendiği müziği beğenmeyenlere zorla dinletme zorunda bırakması ,
Ev sahiplerinin ve kiracıların birbirlerini anlamaktan uzak olmaları ,
Eşlerin birbirine tahammülsüzlükleri , artık tartışmaların yolda giderken yapılması,
Çocukların , Gençlerin kendilerince yaşlı ebeveynlerine ve büyüklerine karşı saygısız tavırları . Trafikte sabırsızlık , otoban da gider gibi şehir içi trafiğinde olanların her an üzücü bir olaya meydan verecek vurdumduymazlıkları.Hergün karşılaşılan olaylar haline geldi .
Toplumumuz böyle değildi . Kişilerin birbirlerine , aile bireylerinin ve tüm aile yakınlarının birbirlerine bir saygı çerçevesinde davranışları gıpta ile bakılırdı .
Toplum birbiriyle adeta kaynaşmış , dertler ve sevinçler ortak yaşanırdı .
Bırakın toplumu , aile bireyleri arasında büyük uçurumlar oluşmuş durum da .
Yardımlaşma yerine bireysellik hakim olmuş durumda. Aile bireyleri arasında uçurum olan bir toplumun ülkeyi düşünme gibi bir konumda olması olasımıdır ?
Toplum köylüsü ile , çiftçisi ile , memuru ve işçisi ile , emekli ve dul yetimiyle bitirilmiş , ekonomik uğraş içine sokulmuşsa tabiî ki davranış bozuklukları ve huzursuzluk kaçınılmaz olacaktır .
2000 öncesi bizler böyle değildik .
Halk ekonomik zorluklar altın da ezilmiyordu . Evet enflasyon o yıllar da da vardı ama herkesin cebinde para vardı .
Ülke zenginlik kaynakları , belirli bir zümreye peşkeş çekilmemişti . Emperyalist devletlerin Cartellerin sözü geçmiyordu Türkiye ‘ de . Zenginliklerimizin getirisi Milli hasılanın hakkaniyetle dağıtımı ile her kesim tarafından yararlanılıyordu .
Son 10 yılın yeni türeyen zenginlerine bakın . Kimler ve kimlere yakın kişiler bunlar .
Vatanın ASILLARI bankaların kucağına atıldı . Ödenemeyen borçlar , hacizle ve ipotekle , işini , evini , birikimlerini kaybedenler . Satışa çıkarılan KÖYLER .
Demek ki ülkemizde ekonomi iyi yönetilemiyor .
Kişilerin maaşı ve kazancı bankalarca gasp ediliyorsa , eline maaşı geçmiyorsa ,çareyi şans oyunlarında arayacaktır veya yapabilirse 2. 3 . iş yapacaktır.
Aksini iddia eden varsa , Aydın ‘ da bulvara çıksın . Şans oyunları büfelerine ve Ganyan oynanan yerlere baksın .
Çaresizliği ve Ülke halkımın durumunu görecektir .
Saygılarımla.
Mehmet TÜRKİŞ