Bundan önceki yazım da Emperyalistlerin Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türkiye üzerin de oynanan oyunlarından bahsetmiştim .
Osmanlı dönemin de başlayan isyanlar , ülke bütünlüğüne yönelik bölüp, parçalamak ve yönetmek amacı gütmekteydi .
1. Dünya savaşı sonun da bu emellerine kavuşmuş gibi oldular . Teslimiyetçi bir durum gösteren Osmanlı yerine , yurdu top yekün savunma için örgütleyecek ulu Önder MUSTAFA KEMAL ve yurtseverleri hesaba katmadılar .
Ülkeyi bölüp kukla devlet kurma hevesinde olanlarla , mandacılığı savunan işbirlikçilere rağmen verilen Milli mücadele sonun da CUMHURİYET TÜRKİYE’ si kuruldu .
CUMHURİYET rejimi ile halkın uyanışından ve bazı hakları kazanmasından rahatsız olanlar , bilhassa doğu bölgesin de AĞALIK düzenlerini kaybetme durumu ile karşı karşıya kalanların başlattığı isyanlar bastırıldı . Devlet gereği olan önlemi aldı .
Günümüz de 30 yıldır mücadelesi süren PKK – KONGRE GEL ‘ in amacıda ülkeyi bölmek , doğu Anadolu da emperyalistlere uşaklık yapacak kukla bir devlet , Kürdistan ‘ ı kurmak . Bu hevesleri Osmanlı dönemi , Cumhuriyet ‘ in ilk yılları da vardı . Bu günde aynı amaçla halkla , devletle savaş halindeler .
Bu bir isyandır ve Devlette gereğini yapmaktadır yapacaktır .
İşte bu isyanlardan biri ; Said-i Nursi isyanı .
11 Kasım 1938 gününden itibaren , Türk Milleti ATA sına ağlarken , anglo- sakson işbirlikçisi TÜRK düşmanları sinsi sinsi geliştiler ve bugün ABD de deki çiftlikte “ yan gelip yatıyorlar .”
“ Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum.Onu geliştirip büyütün “
Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir.? Aklınıza hemen Apo geldiyse , aslında bir bakıma başarılı oldular demektir . Görünen düşmana karşı Türk ‘ ün savaşması zor olmaz .
Ama Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur . Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan son nefesine kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürd said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi ‘ dir .
Bu tümce , bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır . Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için “ devrim şehidi “ ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır.
1876 yılında Bitlis ‘ in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanın da başlar . Bu zamanlar Türk topraklarının bir bir elden çıktığı zamanlardır. Said- i Nursi bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit ‘ e bir dilekçe ile başvurur . Dilekçede Kürdistan’ ın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölge de 3 tane medrese açılmasını burada Kürt gençlerin eğitim görmesini ister .
II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Her ne kadar Türklük akımlarını engellemekte ise de , Türk topraklarını kendi eliyle teslim edecek kadar Vahdettinleşmemiştir . Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi ‘ yi önce sürgüne göndermeyi düşünür . Fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır. Said , “ Zalimler için yaşasın cehennem “ sözünü Abdülhamit için söyler .
31 Mart ayaklanmasında da Kürt Sait , Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar .İngilizlerin tek bir kurşun atmadan Türk toprağı olan Kıbrıs ‘ ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar .Volkan gazetesin de İngiliz propagandası yaparlar . Çünkü umdukları Kürdistan için İngilizlerden görecekleri yardımdır . 31 Mart ayaklanmasın da bir çok Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanların kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar . Yağmalanan Türkler umurların da değildir . Fakat Mustafa Kemal ‘ in kurmay başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta ‘ ya sürülür . Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal ‘ i artık unutmayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ‘ ne karşı tüm kinini kusacaktır .
Osmanlı devleti Birinci dünya savaşından yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar ortaya çıkar . İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti ‘ ni kurar ve İngiliz işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar . “ Uyan ey Selahattin Eyyübi ‘ nin torunları Kürtler” diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır .16 Eylül 1919 da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak , Türk ulusunu Kuvayı Milliye ‘ ye destek vermemeye , hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır .
Cumhuriyetin ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder . Said-i Nursi de bu isyanlara katılır .” Biraderi azamım “ dediği Şeyh Sait ‘ in isyanına katıldığı için tekrar sürgüne gönderilir . Onun biraderinin “ Bir Türk öldürmek 70 gavur öldürmekten daha üstündür “ sözü , Said-i Nursi ‘ nin düşünce yapısının kanıtıdır . Şeyh Said Türk Ulusuna karşı bu hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder . Said-i Nursi bunu asla unutmaz .
Hasta yatağın da yatarken zamanın Hakpar başkanı olan Abdülmelik Fırat’a “ Biraderi azamım Şeyh Sait ‘ in öcünü alacağım der .
Öcünü almak istediği kişi , yaşamını Türk ‘ ü sırtından vurmakla geçiren , İngiliz işbirliğiyle Musul ve Kerkük ‘ ün Türklerin eline geçmesini engelleyen , Türkiye Cumhuriyetini parçalayarak Kürdistan kurma hayali olan kişidir.
Cumhuriyet öncesi başlayan bölücü emeller , bugün Emperyalizmin desteklediği PKK ile sürdürülmekte ve aynı hayaller uğruna katliamlar yapılmaktadır.
İşte bu tür isyanları bu ülke tarihi boyunca yaşamıştır . Bunlarla mücadele halk içindir , hak içindir . Ülke bütünlüğüne yönelik art niyetler daima olmuştur olacaktır.
Bu hayaller beyhude hayallerdir .
Saygılarımla .
www.aydinozel.com Köşe Yazarı Mehmet TÜRKİŞ