Her dört sene de bir seçimler yapılmaktadır ülkemizde. Milletin vekilleri seçilir .Sorunları çözmesi için .Ülkeyi karanlık emellere karşı korusun , halkın sesi , eli , kolu olsun diye Ankara ‘ ya gönderir .
Seçim zamanı adayların vaatleri , verdikleri sözlerin yerine getirilmesini istemek tabiî ki seçmenin , halkın en doğal hakkıdır.
Ne yazık ki bu sözlerin yerine derin bir suskunluk alır . Buna rağmen aynı yüzleri bir sonraki seçim de tekrar görmek olasıdır ve olmaktadır .
Bu gün itibariyle ülkemiz de yaşam şartlarından memnun olan azınlık bir guruptur.
- ÇİFTÇİLER : Ülkemiz de ve tabi ki Aydın Çiftçisi eski günlerini mumla aramaktadır. 70 Kuruş MAZOT –PAMUK 1.60 Tl. Girdiler satılan üründen az olunca çiftçi , üretici KAZANACAKTIR . Nitekim AKP hükümetinden önce çiftçi kazancı ile tarla satın alıyor , üretim alanını genişletiyordu.
Bu gün PAMUK 1.60 Tl MAZOT 3.40 Tl. Gübre , ilaç gibi girdilerin yüksek olması nedeniyle çiftçinin kazanması olasımıdır . Bu gün çiftçi tarlasını sattı.Satacak ve ipotek verecek gayrimenkulu kalmadı. Toz pembe ekonomi bu mu ?
-EMEKLİ 10 yıl önce 500 Tl maaş alırken bu gün 1.000 Tl almaktadır.
(Ballı Emekli maaşı alanlar , işle gitmeden maaş alanlar buna dahil değildir.)
Yönetenlerin maaşı 10 yıl önce neydi ? 5.000 TL. Bugün ve 2012 için verilecek olan maaşları 25 – 30 bin TL..
-MEMUR ve KÜÇÜK ESNAF ile ŞEHİT ve YETİM maaşı alanların durumu farklımı ? Esnaf siftah yapamadan kepenk kapatırken , kapanan yüzlerce işyeri gözler önünde.
Milletvekillerini öncelikli görevi halkın sorunları için öneri götürmek , takipçisi olmak ve gerçekleşmesini sağlamak olmalıdır . Ama nedense halk ve halkın istemleri seçimlerden sonra unutuluyor .
Bunları halkın için de yaşayan , onlarla oturup kalkan , halkla kuyrukta bekleyen , halkla beraber dolmuşa binen , kahvehanede , Pazar da onlarla yaşayanlar iyi bilir . Masa başından onların yaşam şartlarını dile getirmek kolaydır . Halkın sesi olarak kendilerini görenler , bu kentte halkla yaşayıp , gereken yerlere , korkmadan , çekinmeden eleştirileri ve övgüleri iletebilmelidirler .
Kimseyle sorunumuz yok . Ancak ;
1)Bölünmez bütünlüğümüzü yok etmek isteyen ,Emperyalistlerin maşası iç ve dış mihraklara karşı halkı uyarmak yazarın , gazetecinin görevi olduğu bilincindeyiz.
2 ) Halka söz verip , (Emekli intibak yasası ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi gibi) sözünü unutanlara hatırlatmak kamu hizmeti yapan yazarların görevi olmalıdır .
3 ) Bu ülkeyi bölme hevesinde olanları , iç ve dış düşmanlara karşı halkı uyarmak yazanın başlıca görevidir. Unutmayalım bu ülkenin KURTULUŞUNU başlatan , ilk kurşunu atan GAZETECİ HASAN TAHSİN ‘ dir.
4 )Bu ülkenin kurtuluşunu sağlayan , modern Türkiye ‘ de yaşama olanaklarını sağlayan ULU ÖNDER ATATÜRK ‘ü unutturma gayretinde olan ve hilafet yanlısı davranışlar içinde olanları halka bildirmek yazarın , gazetecinin görevi olmalıdır .
Atatürk 'ün sağladığı imkanlarla saltanat sürenler , Ulu Önderi ders kitaplarından çıkarma gayretindeler . Yeni yetişen nesil Atasını gayet iyi değerlendirmektedir. Ahte Vefayı elbette bilen bir topluma sahip olmamız en büyük zenginliğimizdir. Zamanı geldiğinde yanlışlara karşı dik duruşu gösteren bir halktır TÜRK HALKI .
29 Ekim Cumhuriyet bayramı kutlamalarını iptal edenler , ATATÜRK TÜRKİYE ‘ sin de Sultan ABDÜLMECİT sempozyumu düzenleme gayretindeler .
Tarihimizi inkar etmiyoruz . Ancak bu ülkede bu gün çan sesleri yerine EZAN duyuluyorsa , Bayrağımız dalgalana biliyorsa , isimlerimiz Yorgi , dimitri , eleni yerine Ahmet , Mehmet , Ayşe ise bize bu tam bağımsızlığı sağlayanlara da gereken ilgi gösterilmelidir. Takkiye yapmadan .
Söz konusu ATATÜRK ve TÜRKİYE olunca gerisi teferruattır.
Saygılarımla.
Mehmet TÜRKİŞ